Para ve ekonomi kelimeleri her bireyin hayatında büyük yeri olan iki önemli kavramdır. Dolayısıyla sadece finans ile ilgilenenlerin değil herkesin finansal hayatını sürdürmek için ve finansal özgürlüğünü sağlamak için finansal okuryazarlık konusunda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Finansal okuryazarlık kavramı hayatımıza ilk kez 1990’lı yılların başında girmiştir ve şu anda hem kişiler hem de ülkeler için çok önemli bir yere sahiptir. Bu kavramın bu kadar önemli olmasının ana nedeni artık ülkelerin ekonomilerini yönetmesi ne kadar önemliyse bireylerin de kendi ekonomilerini yönetmesinin o kadar önemli olmasıdır.

Finansal okuryazarlık kavramı bireylerin ekonomik açıdan farklı finansal durumlar hakkında doğru karar verebilmelerini sağlayan bilgi ve beceriler bütünüdür. Dünya Bankası (World Bank) ve Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) bu konuda çalışmalar yapmaktadır. OECD’nin yaptığı araştırmalara göre dünyadaki düşük gelirli bireylerin çoğu gelecek streslerini bir şekilde görmezden geliyorlar. 2020 yılında yapılan ve 26 ülkenin katılımının gerçekleştiği (ABD ve Birleşik Krallık bu ankete katılmamıştır.) ankete göre sadece Hong Kong’da yaşayanların büyük çoğunluğunun en az altı ay yetecek kadar tasarrufları olduğu görülmüştür. Rusya, Romanya, Endonezya dahil 7 ülkede yaşayanların büyük çoğunluğunun birikimlerinin onlara sadece iki hafta ya da daha az yeteceği gözlenmiştir. Bu durumun ana nedeni bireylerin finansal okuryazarlığının düşük olmasıdır. Finansal okuryazarlık hem bireyin kendi gelirini akıllıca finanse edebilmesi hem de doğru yatırım ve tasarruflara karar verebilmesidir.

Borç kavramı maddi durum fark etmeksizin her birey için ortaktır. Toplumun her seviyesinden insan bankadan kredi çekebilir ama herkesin bu borcu yönetme şekli farklıdır. Türkiye’de borç sahiplerinin yüzde 50’si borcu borçla kapatıyor. İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın 2013 yılı raporuna göre ihtiyaç kredilerine ve kredi kartlarına artan talebin arkasındaki en önemli sebeplerden biri mevcut borçları kapatma ihtiyacı. 2013 Ocak-Mayıs döneminde yerli kredi kartlarından nakit çekme tutarı, 2008 yılının aynı dönemine göre yüzde 105 artarak, 15 milyar 191 milyon liraya ulaştı. Türkiye Bankalar Birliğinin 2020 yılı verilerine göre haziran ayında 24 milyon 269 bin kişi kredi kullanmış, kredi miktarı ise yaklaşık 549 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Temmuz 2020 itibariyle bankalardan çekilen kredi miktarı 706 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Bireysel kredi kartlarındaki toplam borç miktarı ise 115 milyar TL. Yalnızca Nisan ayında 920 bin kişi ilk defa ihtiyaç kredisi kullanırken, kredilerin gayri safi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı son 6 ayda yüzde 38’den yüzde 47’ye çıkmıştır. Tüm dünya genelinde bireyler genellikle borçlarını kapatmak için borç alıyorlar. Yaşadıkları borç stresi bireylerin borç bariyerlerini daha da düşürüyor. Ono Akademik Üniversitesinde yapılan “Winning the Battle but Losing the War: The Psychology of Debt Management” araştırmasına göre insanlar düşük borçlarını kapatmak için daha yüksek faizli krediler çekerek içinde bulundukları borçluluk durumuna çözüm bulduklarını düşünüyorlar. Borcu borçla kapatmak diye isimlendirebileceğimiz bu kısır döngü sorunu ancak iyi bir finansal bilinç yani finansal okuryazarlık farkındalığı ile çözülebilir.

Finansal okuryazarlık genel hatlarıyla 3 temel başlık altında incelenir. Birinci başlık temel finansal bilgidir. Bireylerin temel finans kavramlarını bilmesidir. Bu kavramların başlıcaları tasarruf, bütçe, sigorta, yatırım, faiz, enflasyon, kredi, risk, varlık, getiri, vade ve borçtur. İkinci başlık finansal tutum ya da finansal tavırdır. Bu kavram bireylerin paralarını dikkatli kullanma ve tüketme, tasarruf yapma gibi konularda daha önceki deneyimlerine göre belirli bir finansal tutum sergilemeleri durumudur. Üçüncü başlık finansal davranıştır. Bu kavram bireylerin kendi bütçe hesaplarını yönetebilmeleri, alışveriş alışkanlıklarını düzenlemeleri, birikim, tasarruf ve yatırımlarını aynı zamanda kişisel borç ve kredilerini yönetebilmeleri ve kısa ya da uzun vadede bireylerin finansal hedefler belirlemeleri ve o süreci doğru yönetebilmeleri ile ilgilidir. Uzun vadede tasarruf sadece bireylerin kendi finansal durumlarına değil aynı zamanda ülke ekonomisine de katkı sağlar; tasarruf hacmini artırır ve ülkenin genel ekonomik refahının artmasını sağlar.

Aydın ilinde yapılan Adnan Menderes Üniversitesi Öğr. Gör. Esma Durukal’ın 2018 yılındaki çalışmasına göre il genelinde dijitalleşme oranı en yüksek üç bankanın bireysel müşterileri incelendiğinde finansal okur yazarlık oranı en yüksek grup 40-49 yaş aralığındaki müşteriler, meslek grupları arasında işyeri sahipleridir. İkinci en yüksek grubu ise 20-29 yaş aralığındaki müşteriler ve öğrenciler oluşturmaktadır.

Bireylerin olduğu kadar firmaların yönetim kurullarındaki yöneticilerinin de finansal okuryazarlık seviyesi oldukça önemlidir. Bir ülkenin finansal okuryazarlık seviyesi arttıkça kurumsal yönetim uygulamalarının kalitesi de artar. Bir şirket için finansal okuryazarlığın önemi en üst düzey idari organ olan yönetim kuruluyla ilişkisinden dolayıdır. Yönetim kurulları şirketlerin stratejik finansal kararları açısından en basit haliyle şirketin mali tablolarının ve bütçesinin kontrol edilmesi aynı zamanda şirketin stratejik hedeflerini tanımlayarak şirketin ihtiyaç duyacağı finansal kararların alınması görevlerine sahiptir. Dolaysıyla şirketler için de finansal okuryazarlık oldukça önemlidir. Örneğin SPK sadece borsa şirketleri için olsa da şirketlerin yönetim kurullarında yer alacak kişiler için belli bir düzeyde finansal okuryazarlık bilgisini zorunlu tutmuştur. Çünkü şirketlerin kısa ve uzun vadede söz konusu hedeflerine ulaşabilmeleri için en azında yönetim kurulu organı üst yöneticilerinin ileri düzeyde finansal okuryazarlık bilgisine sahip olması gerekmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin bu düzeyde bir bilgiye sahip olması gerekmesinin bir diğer önemli nedeni de firmaya yatırım yapacak yatırımcıları ikna etmek ve onlara şirketin mali bünyesine bağlı olarak kar – zarar durumu, varlıkların yeterli olup olmadığı, şirket sermayesinin etkili kullanılıp kullanılmadığı, şirketin nakit akışı ve planlanan büyüme oranları hakkında doğru ve net bilgiler verebilmektir.

Yukarıda bahsedilen durum ülkemizde ekonomide çok önemli yer tutan tüm ticari faaliyet gösteren firmalar içinde geçerlidir. Genel olarak tüm ticari faaliyet gösteren şirketler finansal okuryazarlığın verimlilik oranını finansal danışmanlık hizmeti ile tamamlayabilirler. Bu hizmetler şirketlerin verimlilik, karlılık ve stratejik büyüme oranı açısından oldukça önemlidir.

Sonuç olarak ülkemizde finansal okuryazarlık düzeyinin artması için gerekli çalışmalar yapılmalı ve finansal okuryazarlık oranı hem bireylerin kendi bütçeleri ve tasarrufları hem de firmalar için finansal açıdan stratejik kararlar alırken oldukça önemli olduğundan dolayı arttırılmalıdır. Şirketler yönetim kurullarına yönetici seçerken finansal okuryazarlık oranına dikkat ederlerse bu durum doğal yoldan şirketin stratejik planına ve dönem performansına yansıyacaktır. Aynı zamanda şirketin kurumsal yönetim uygulamaları uzun vadede daha iyi olacaktır. Kısaca şirketler hem finansal olarak hem de kurumsal olarak daha stratejik ve verimli yönetileceklerdir.