İnsanlar, iletişim kurma biçimleri açısından diğer canlılardan ayrılırlar. Diğer canlılardaki iletişim sistemleri, iletilebilecek mesaj sayısı sınırlı olan kapalı sistemlerdir. Oysa insanlar gelişmiş iletişim yetenekleriyle, sınırsız bir ifade kümesi oluşturma yetisine sahiptir. Buna karşın, sınırsız sayıda mesajı oluşturabilme yeteneği, tek başına bir anlam ifade etmez. İletişim ancak ileti, alıcı tarafından anlamlandırıldığında gerçekleşmiş olur. Sınırsız sayıda iletiyi anlamlandırma süreci, tahmin edilebileceği gibi birçok farklı etmenin bir araya
geldiği karmaşık bir süreçtir.

İnsanı diğer canlılardan ayıran kilit unsurlardan olan iletişim yeteneği, sürekli iletişim halinde olan, kritik mesajları oluşturan, ileten ve alan yöneticilerin de profesyonel ve sosyal yaşamında sahip olduğu en değerli yetilerindendir. Her yetenekte olduğu gibi iletişim yeteneği de kişiden kişiye farklılık gösterir ve geliştirilebilir. İyi bir dinleyici olabilmek, iletilmek istenen mesajları alabilmek ve mesajları isabetli bir şekilde anlamlandırabilmek, bu anlamda yöneticileri bir adım öne taşır.

Dinlemek, sözlük anlamıyla iletişim sürecinde mesajları doğru bir şekilde alma ve yorumlama yeteneğidir. Sağlıklı iletişim kurabilmenin temelinde yatan dinleme yeteneği ne denli geliştirilebilirse, kurulan iletişimin amacına hizmet etmesi ve değer yaratması o kadar mümkün olur.

Yöneticiler için gerek müzakere taraflarını gerekse yönetilen ekibi anlamak hayati öneme sahiptir. Yöneticiler, büyük çeşitlilik gösteren kaynak ve iletinin muhatabıdır ve bulundukları pozisyon gereği iletilen mesajı yorumlama yetileri, kurumları için önemli sonuçlar doğurur.

Danışanlarımda yaptığım çalışmalarda, dinleme konusunun çok önemli bir gelişim alanı olduğunu gözlemliyorum. Az zamanda çok işler yapmaya çalışmak, hedef baskısı, alışkanlıklar maalesef dinleme tarafında yöneticileri güçlü kılmıyor. Dinleme tarafında, yöneticinin kendisine hangi seviyede dinleyici olduğuyla ilgili dönüp bakması, bunun iş performansına olan etkisinin farkındalığına sahip olması kritik başarı faktörüdür. Zaman ve performans baskısı nedeniyle yapılan müdahaleler gerçekte verimsiz çalışmaya neden olmaktadır.

Başarılı yönetimin başlangıç noktası olan başarılı dinlemeye ulaşmak için, dinlemenin üç seviyesi hakkında farkındalık kazanmak yararlı olur. Birinci seviye olan içsel dinlemede dinleyenin farkındalığı kendi üzerindedir, iletiyi kendi bakış açısı üzerinden anlamlandırır. Dolayısıyla dinleyicinin ilgisi de söylenenlerin kendisi için ne anlama geldiği üzerindedir, bu seviyede dinleyici söylenenleri duyar, ancak gerçekten dinlemekte olduğu kendi düşünceleri ve hükümleridir.

İkinci seviye olan odaklanarak dinlemede farkındalık mesajın göndericisinde,
konuşmakta olan kişidedir. İletinin perde arkası dinlenerek, ifadelerin nasıl söylendiğine odaklanılarak gönderici hakkında bilgi toplanır. Bu seviyede konuşmakta olan kişinin bakış açısı algılanır. Başarılı dinleyici, bu seviyede edindiği verileri işler ve geri yansıtır. İdeal dinleme seviyesi olan dinlemenin üçüncü seviyesi, global dinleme, duyularımızla algılayabileceğimiz tüm öğeleri içerir. Global dinleme, yalnız iletiye değil, göndericinin vücut diline, tonlamasına, söylenenlere verdiği tepkiye, ruh haline, kısacası veri elde edilebilecek tüm kaynaklara odaklanılarak yapılan dinlemedir. Tüm kaynaklardan yararlanmak, yüksek konsantrasyon gerektirir, dinleyen aktif bir rol üstlenmelidir. Bu seviyede duyuların yanında sezgiler de dinleme aracı olarak kullanılabilir. Böylece yalnızca kulaklarımızla sözleri işitmiş, gözlerimizle vücut dilini okumuş olmakla kalmayız, sezgilerimizi ve ileti alabileceğimiz tüm yetilerimizi kullanabilmiş, can kulağıyla dinleyebilmiş oluruz.

Dinleyicinin, konuşanın ne kadar alana ihtiyacı olduğunu fark etmesi önemlidir. Bazı kişilerin konuşma temposu oldukça yavaş iken, bazılarınınki oldukça hızlıdır. Konuşanların alan ihtiyaçlarını fark ederek dinlemek, etkinliği arttırır. Dinlemede senkronizasyon önemlidir. Aksi takdirde bir uyum ve uyumun doğuracağı olumlu sonuçlar engellenmiş olur.

Etkin dinleme, dinlediğimiz kişinin defalarca aynı şeyi tekrarlaması ve yöneticinin onu dinlemesi değildir. Zamanın verimsiz kullanıldığı düşünüldüğünde yöneticinin müdahale etmesi, konuyu toparlaması, gerekli yönlendirmeyi yapması esastır. Bu koşullar altında, başarılı yönetimin anahtarlarından biri olan dinleme, performansa hizmet eder.

Çalışmalarımın uygulama bölümlerinden biri olan, 15 dakika süreyle hiç konuşmadan karşı tarafın dinlendiği uygulamada, kimi yöneticilerin odaklanarak dinleme konusunda zorlandığını, alıştırma gereği konuşmamaları söylenmesine karşın konuşmak istediklerini, karsı tarafın ne söylediğine odaklanmaktan çok kendi gündemleriyle konuya müdahil olabildiklerini gözlemlemekteyim. Bu dinlemede önemli bir unsur olan konuşana odaklanma, konsantrasyon tarafının seviyesiyle ilgilidir. Bunu güçlendirmek yöneticinin kendi inisiyatifindedir. Pratiklerle hem bu konuda hem de sezgiler noktasında güçlenmek mümkündür. Çalışmalarımda buna sıklıkla şahit olmaktayım.

Yöneticiler, duyularını ve sezgilerini maksimum kapasiteyle kullanarak, farkındalık ve odağını tam anlamıyla iletici ve iletiye verdiğinde, iletilen mesajı ve mesajın arka planında yatanları görebilir. Böylece kurulan iletişim, sağlıklı bir yönde ilerler ve isabetli yönetim kararlarına zemin oluşturur, yönetilen ekibin performansını yükseltme noktasındaki imkanların farkına varılmasını sağlar. Bu durum, gerçekten dinlenildiğini fark eden göndericiden de daha fazla bilgi akışı olmasına, dinleyen ile konuşan kişi arasında güçlü bir bağ kurulmasına yardımcı olur. Bu bağ, başarılı yönetimin temel kriterlerinden biridir. Ekip motivasyonunda önemli bir temel kavramdır. Çalışanların motivasyon noktalarını görme ve iş
performansına dönüşüme esas teşkil eder.

Dinleme, konuşma, güçlü soru sorma becerileri gibi temel koçluk becerilerinin yönetici kademesinde kalmaması ve tüm profesyonel çalışmalar tarafından geliştirilmesi iletişim kalitesine, performansa, iş ortamını daha güzel ve nezaketle yaşamamıza da yardımcı olur. Kurumsal dünya, farkındalık ve gelişim açısından önderliği elinde tutmaktadır. Bu konuda yapılan geniş çaplı çalışmalar, toplumda diğer taraflarla kurulan iletişimde saygınlık ve nezaketi destekleyecektir. Yöneticiler, rol model konumunda bulundukları için, bu yetkinlikleri geleceğin yönetici adayları için de bir gözlem ve pratik konusu olacaktır. Bu da kurumsal dünyada verimliliği pozitif yönde etkileyecektir.